DOLAR
45,1846
EURO
52,9954
ALTIN
6.703,28
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Trabzon
Hafif Yağmurlu
14°C
Trabzon
14°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Yağmurlu
14°C
Salı Hafif Yağmurlu
14°C
Reklam
Reklam

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu
REKLAM ALANI
02.05.2026 15:30 | Son Güncellenme: 02.05.2026 17:06
A+
A-

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile ve Nüfus 10 Yılı (2026- 2035) Vizyon Tanıtım Programı”nda yaptığı açıklamada, “Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak maalesef doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı’na katıldı.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Aziz milletim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın değerli mensupları, sivil toplum kuruluşlarımızın kıymetli temsilcileri, çok değerli misafirler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

2025-2026-2035 dönemini kapsayan Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi tanıtım programında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Programı teşriflerinizden dolayı her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sözlerimin hemen başında; elektronik çağla başlayan, dijital çağla doruğa çıkan zorluklara rağmen aile olma şuurunu hala diri tutan aziz milletimizin her bir yuvasını saygıyla selamlıyor; tüm hanelerimize Rabbimden sağlık, huzur ve mutluluk niyaz ediyorum.

10 YILLIK STRATEJİ VE HEDEFLER

10 yıllık bir dönemde ailelerimizi güçlendirmek, nüfusumuzu artırmak, sosyal ve ekonomik hayatın her alanında ailenin merkezi rolünü sağlamlaştırmak için güçlü bir irade ortaya koyan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızı gönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde artan tehditler ve tehlikeler karşısında aile müessesesinin asli misyonunu icra etmesine katkı veren sivil toplum kuruluşlarımıza, medyada ve sosyal medyada bu mücadeleye destek olan her bir kardeşime kalpten teşekkür ediyorum.

“AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR” VURGUSU

Şu bir gerçek ki; bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgemiz, bunun doğrultusunda atılacak adımların aile kurumuna daha da büyük bir güç katacağına inanıyor; ülkemiz, milletimiz ve tüm ailelerimiz için şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Bugün ayrıca 2025 Aile Yılı kapsamında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren kardeşlerimize ödüllerini takdim edeceğiz. ‘Ailemiz Geleceğimiz’ temalı fotoğraf ve kısa film yarışmaları başta olmak üzere ödüle layık görülen tüm kardeşlerimizi de tebrik ediyorum.

AİLENİN TOPLUMDAKİ ROLÜNE DİKKAT ÇEKTİ

Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilk okuludur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder.

Ailenin huzuru milletin huzurundan, ailenin saadeti milletin saadetinden, ailenin güvenliği milletin güvenliğinden, ailenin birliği milletin birlik ve beraberliğinden ayrı düşünülemez. Anayasamızın 41. maddesinde yer alan ‘Aile Türk toplumunun temelidir’ ilkesi hem bir yükümlülüğü hem de milletimizin asli kimliğini ortaya koyan son derece veciz bir ifadedir.

DİJİTAL ÇAĞ VE AİLE YAPISI UYARISI

Evet, Türk milleti tarih boyunca aile bağlarının güçlülüğü, devamlılığı sayesinde varlığını sürdürmüş, maruz kaldığı tüm tehditleri bertaraf etmiş ve kültürel kodlarını korumayı başarmıştır. Vatanımızın -bu ifade önemli- anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır.

Nasıl güçlü ve sağlıklı bireyler fertleri arasında hak ve ödevlerin dengeli dağıtıldığı, sorun çözme kapasitesi yüksek haneler olarak tarif ettiğimiz güçlü ve sağlıklı ailenin temeli ise, güçlü ve sağlıklı aileler de aziz milletimizin mutlu ve müreffeh geleceğinin güvencesi, artan saldırılar karşısında sığınılabilecek en güvenli limandır.

Dijital teknokültür çağında insana ve hayata dair hemen her şey gibi aile de dönüşüyor, form değiştiriyor, elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Alışılagelmiş yapıların çözüldüğü, insanın yol ve yön arayışının arttığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde 86 milyonun sorumluluğunu taşıyan kadrolar olarak ülkemiz ve milletimiz için en iyisini yapmanın, muhtemel riskleri, tehditleri ve fırsatları öngörerek Türkiye’yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz.

“EN AZ 3 ÇOCUK” ÇAĞRISINI HATIRLATTI

Aslında buna yeni de başlamadık. Ülkeyi yönetme vazifesini üstlendiğimiz 2002’den beri bunun mücadelesini veriyoruz. Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık.

Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak.

“ÇOK ÇOCUKLU AİLELERİ YOBAZLIKLA SUÇLADILAR”

Bakınız bunu özellikle şunun için söylüyorum: Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz.

Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar.

“KİMİ ÜLKEDE GÖÇMENLER OLMASA EKONOMİ ÇÖKECEK”

İstanbul’un göbeğindeki hastanelerde sırf ücret ödenmediği için cenazeler rehin alınırken sağlık sisteminin iyileştirilmesi için kullanılması gereken kaynaklar, dışarıdan reçete edilen nüfus kontrol politikalarıyla çarçur edildi. Bugün ise çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış tamamen iflas etmiş durumda. Hatta refah toplumu olarak dünyaya örnek gösterilen ülkelerin hemen hepsi nüfus artış hızının azalmasından dert yanıyorlar. Aynı şekilde küresel cinsiyetsizleştirme akımları karşısında aile kurumunun irtifa kaybetmesine mani olamıyorlar. Kimi ülkelerde sorun öyle bir boyuta ulaştı ki eğer göçmenler olmasa ekonomi çökecek, hayat duracak, en temel hizmetler verilemeyecek.

“DOĞRUGANLIK HIZIMIZ 2017’DEN BERİ DÜŞÜYOR”

Değerli misafirler, ekonomik, ticari ve beşeri bakımdan dünya ile bütünleşmiş bir ülke olarak bütün bunlardan maalesef bizler de etkileniyoruz. Aile bağlarımız, evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1’in altına indi. 2024’te 1,48’e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014’te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023’te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi; bunun yanında kızdan torun bahçe gülü, oğuldan torun ise oğul balı olarak görülür.

Ancak 10 yılda sofralarımızdan yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Şurası da endişe vericidir, ortanca yaşımız 2025’te 34,9’a çıktı. Yani her iki vatandaşımızdan biri artık yaklaşık 35 yaşındadır. Yaşlı nüfus oranımız ise 2025 itibarıyla yüzde 11,1’e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Dikkatinizi çekmek istediğim bir başka oran artık 30,08’e düşen hanehalkı büyüklüğüdür. Tek kişilik hanelerin oranı ise yüzde 20,5’a ulaşmıştır. İlk evlenme yaşı erkeklerde 28,5’a, hanımlarda 26’ya çıkarken 20-24 yaş aralığında hiç evlenmemiş kadın oranı yüzde 79, erkeklerde yüzde 94’tür.

“TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN HALEN 10 YAŞ GENÇTİR”

Yani milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz, bununla kalmayıp çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor. Tabii burada ifade etmek isterim ki bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35’e yaklaşan ortanca yaş Avrupa’da 45’tir. Türkiye Avrupa Birliği’nden halen 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, tıpkı üç çocuk çağrımızda olduğu gibi yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz.

Değerli misafirler, saygıdeğer hanımefendiler; hükümet olarak uzun bir süredir güçlü birey, güçlü aile, güçlü toplum şiarıyla oldukça geniş kapsamlı politikalar uyguluyoruz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın ismindeki aile ifadesine bile tahammül edemeyen marjinal zihniyete rağmen çok önemli adımlar attık. 2025 senesi aile merkezli politikalarımızda bir dönüm noktası teşkil etti. Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye’de hayata geçirdik.

ÇALIŞAN ANNELERİN DOĞUM İZNİ 24 HAFTA OLDU

2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025’te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek.,

Düzenleme ile özel sektör çalışanlarının babalık iznini kamu çalışanlarında olduğu gibi 10 güne çıkardık. Ayrıca koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin hakkı tanıdık. Yeni yasamızın başta annelerimiz olmak üzere tüm ailelerimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Burada şunun da altını çizmekte fayda görüyorum: 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk. Aile ve nüfus meselesini toplumun ve siyasetin gündemine taşıdık. Şimdi bunu bir üst seviyeye çıkarmak istiyoruz. Bu amaçla 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak belirledik.

MAYIS AYININ SON HAFTASI MİLLİ AİLE HAFTASI OLARAK KUTLANACAK

Aile ve Nüfus 10 Yılı; aileyi toplumun temeli, nüfusu ise milletimizin geleceğinin teminatı olarak gören güçlü bir devlet iradesinin tezahürüdür. Vizyon belgemiz ise insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasıdır. Belgemizi birbirini tamamlayan beş stratejik öncelik üzerine bina ettik. Birinci stratejik önceliğimiz; aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz; evlilik müessesesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz; doğurganlık hızının artırılmasıyken; dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır.

10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için araştırma, kurumsal kapasite, mevzuat, iletişim ve diplomasi cephelerinde de çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını ‘Milli Aile Haftası’ olarak kutlamak toplumsal farkındalığın artırılmasını da sağlayacaktır. Kamu kurum ve kuruluşlarımız stratejik planlarını, bütçelerini, performans hedeflerini aile ve nüfus eksenini ihtiva edecek biçimde geliştirecektir. Biz de bunun en üst düzeyde takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu düşüncelerle vizyon belgemizin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyor, az önce ödüllerini takdim edeceğimiz kardeşlerimizi yürekten kutluyor, tekrar görüşmek dileğiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum. Kalın sağlıcakla.

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.